27 Temmuz sabahı sanırım 8 gibi falan telefonum çaldı. Arayan Dilşat(kız kardeşim,canım) müjdeli haberi verdi neşeli bir ses tonuyla. "Doğuma gidiyoruz, siz de gelin" dedi. Yataktan fırladım önce babama sonra anneme haber verdim. Babamla hazırlanmaya koyulurken annem yattığı yerden biraz hüzünlü ama daha çok heyecanlı bir şekilde "keşke ben de gelebilseydim" dedi. O an içim bir tuhaf olsa da O'na çok belli etmeden "biz gidelim seni de alır götürürüz"dedim. Annem, Haziran sonundan beri her gün yaklaşık 18 saat oksijen makinesine bağlanıyor. Ben bunları yazarken de annemle az önceki konuşmayı yaparken de içimden hep şükrediyordum. Annem çok şükür evdeydi, herzamanki annemdi,herzamanki ses,neşe,hüzün,heyecan. (Annemle ilgili çok özel yazılarım da kapıda :)
Evet nerde kalmıştık. Babamla yola koyulduk. Hastaneyi bulma, bir an evvel varma derken bir baktım bizim kız ameliyathaneye alınmış. Fatma'nın dediğine göre az bi dakika farkıyla kaçırmışım fıstığımı. Neyse ki iyiymiş Fatma'nın dediğine göre ve de heyecanlıymış haliyle. Odada bekleyiş başladı. Can, babam, Deniz abla, Fatma, Zennure teyze ve ben. Dakikalar zor geçse de tatlı bir bekleyişti benim için. Biz koridorda bir oraya bir bu asansöre derken ben su içmek için koridorun ilerisindeki sebile gittim. Tabiki son sürat içip tam koşuyordum ki ileriden bir bebeğin ağlama sesleri geliyor. Sesin olduğu yerde Can ve Deniz abla var. İçimden yoksa O mu diyerek hemen içeri daldım. O da ne? Hemşire yatırmış bir bebeği masa gibi bi yere üstünü giydirmeye çalışıyor. Bebek bir sağa sola dönerken eller kollar kıpır kıpır ağlıyor sürekli. Can'a dönüp O mu dedim. Kafasını salladı. Sanırım büyülenmiş gibi karşısında bi kaç dk ağlayarak kaldım. Uygarımız gelmişti yanımıza nihayet. Çok güzeldi. Sürekli O'na bakıyor 'Uygar hoşgeldin' diyordum. Can, Deniz abla ve ben hemşirenin peşisıra odaya geri döndük ve o andan itibaren dünyamız Uygar oldu. O ağlıyor,O hareket ediyor, O susuyor, O gözlerini aralıyor. Allah'ım işte karşımızda bütün minikliği ve tatlılığıyla. Dilşat'ım da odaya gelince tam oldu sevincimiz. Çok şükür O da yanımızdaydı, bebişinin yanında. Nasıl da tatlı bir anne olmuştu benim küçük kız kardeşim. Ağrısına rağmen sürekli emziriyor, ağlamasına bir an bile dayanamıyordu. Hastenede bir gece kaldıktan sonra Uygar bebeği evine getirdik. Minik prensimiz beşiğinde,anne kucağında, babasının omzunda, teyzesinin gönlündeydi. Şaka şaka. Annesi ve babası kadar olmasa da ilk günler O'nu kucağıma almak için hiç bir fırsatı kaçırmadım. Hatta oturduğumuz sofradan fırlayıp galiba ağlıyor diyerek kucaklamışlığım var. Herşey O'nun kokusunu biraz daha duyup o masum yüzüne biraz daha yakından bakmak içindi.
Meleğim gün geçtikçe büyüdü ve maşallah O'na çok tatlı oldu.
Şimdi kendi evimde hergün Dilşat'tan gelen foto ve videolarla idare etmeye çalışıyorum. Çeşme-Karşıyaka arası yol kısalsın diye kampanya başlatasım var.
Ugi: Ne kadar da tatlıyım değil mi? Herkes gülüşüme hasta ;)
Benim gönlü de yüzü de güzel ablam. Durup durup okuyorum her seferinde bogazim düğümlenmiyor. Eline gönlüne sağlık 😗
YanıtlaSil