22 Eylül 2015 Salı

Balayına Antalya'ya mı gidilir?

31 Ağustos'ta Antalya'ya yola çıkılır. Kalkış: İzmir Çeşme Varış: Antalya Belek.1 Eylül otelimize giriş. Bir gece öncesi Antalya öğretmenevinde konaklıyoruz.Bu arada 30 Ağustos'ta düğünümüz oldu keyifli mi keyifli bir kır düğünü :) Antalya balayı için klişe bir adres olsa da bizim için çok da dert değildi. Severek seçtiğimiz otelimiz,mis gibi 5 gece 6 gün tatilimiz çıktık yola. Mevsim ve tarih de iyi denk geldi şükür. Öğretmenevi tam merkezde ve gayet güzel. Hoş Antalya'nın yolları İzmir'e göre karışık geldi bize. Yakınımızda dediğimiz alışveriş merkezine gidicez diye canımız çıktı. Neyse ki yakınlarındaki Aktur lunapark bizi çocukluğumuza geri döndürdü.
Şaşırmamak elde değil. Lunaparktaki bütün o oyuncaklara deli gibi talep var ve bizi soracak olursanız dönme dolap bile yetti aslında. Ama ben potansiyelimi unutup kocamın da elinden tutup ahtapot denilen oyuncağa yöneldim. Tahmin edileceği üzere daha ilk saniyelerden 'niye beni dinlediiiinnn?' demeye başladım. Napalım, bu da bi macera oldu bizim gibi yaşını başını almış karı-koca için :))
İlk günden bu kadar diyorum ve size otele girişimizden itibaren esas balayı tatilimizi aktarıyorum.
Sanırım o bölgeyi bilenler için ve daha önce bu tarz yerlere tatile gidenler için bizim tatilimiz sıradan bir tatil aslında. Benim gibi Antalya Belek'te beş yıldızlı bir otele ultraherşeydahil sistem bir tatile ilk kez çıkıyorsanız bu bayağı güzel ve değişik bir deneyim demektir.


Otel odamız istediğimiz gibi deniz manzaralıydı, balayı konseptine uygun bir kaç hoş sürpriz de hazırlamışlardı. Aslında bundan sonrasını otel ve tatilimiz hakkında şahsi görüşlerimi kısaca sunarak geçeceğim. Bazı detaylar ve anılarım diğer yazılarımda olacak.
Otelimiz Susesi Luxury Resort'tan çok memnun kaldık. Bir çok yönden bizi etkiledi ve aklımızda yer etti. Mesela Sandal Bar, Takatuka Bar, Palmiyeli Havuz, Olimpik Havuz, akşam yemeği sonrası gösterileri. Diyebilirim ki, tatilimiz, otelin içindeki çeşitli yerlere yetişmeye çalışmakla geçti. Otelle ilgili son bir not. Gerçekten de her yerde su sesi var :)
                                           Aşkımla havuza giderken

Hoşgeldin Uygar'ım

Bazen aklıma geliyor da hani yıllardır yaşıyoruz, o kadar anı biriktiriyoruz. Peki nasıl oluyor da bu anıların hepsini hatırlayamıyoruz. Bir yerlerde duymuştum, beynimizin en kolay hatırladığı anılar bizde en yoğun duygu bırakanlarmış. Aşırı mutlu, üzgün, öfkeli, korkulu hissettiğimiz anlar mesela, en kalıcı olanlar onlarmış. Ben, bugün size daha taze olan bir anımı anlatacağım-daha 56 günlük bir anı. Ve biliyorum ki seneler geçse de orada bir yerlerde taptaze kalacak bir an.
27 Temmuz sabahı sanırım 8 gibi falan telefonum çaldı. Arayan Dilşat(kız kardeşim,canım) müjdeli haberi verdi neşeli bir ses tonuyla. "Doğuma gidiyoruz, siz de gelin" dedi. Yataktan fırladım önce babama sonra anneme haber verdim. Babamla hazırlanmaya koyulurken annem yattığı yerden biraz hüzünlü ama daha çok heyecanlı bir şekilde "keşke ben de gelebilseydim" dedi. O an içim bir tuhaf olsa da O'na çok belli etmeden "biz gidelim seni de alır götürürüz"dedim. Annem, Haziran sonundan beri her gün yaklaşık 18 saat oksijen makinesine bağlanıyor. Ben bunları yazarken de annemle az önceki konuşmayı yaparken de içimden hep şükrediyordum. Annem çok şükür evdeydi, herzamanki annemdi,herzamanki ses,neşe,hüzün,heyecan. (Annemle ilgili çok özel yazılarım da kapıda :)
Evet nerde kalmıştık. Babamla yola koyulduk. Hastaneyi bulma, bir an evvel varma derken bir baktım bizim kız ameliyathaneye alınmış. Fatma'nın dediğine göre az bi dakika farkıyla kaçırmışım fıstığımı. Neyse ki iyiymiş Fatma'nın dediğine göre ve de heyecanlıymış haliyle. Odada bekleyiş başladı. Can, babam, Deniz abla, Fatma, Zennure teyze ve ben. Dakikalar zor geçse de tatlı bir bekleyişti benim için. Biz koridorda bir oraya bir bu asansöre derken ben su içmek için koridorun ilerisindeki sebile gittim. Tabiki son sürat içip tam koşuyordum ki ileriden bir bebeğin ağlama sesleri geliyor. Sesin olduğu yerde Can ve Deniz abla var. İçimden yoksa O mu diyerek hemen içeri daldım. O da ne? Hemşire yatırmış bir bebeği masa gibi bi yere üstünü giydirmeye çalışıyor. Bebek bir sağa sola dönerken eller kollar kıpır kıpır ağlıyor sürekli. Can'a dönüp O mu dedim. Kafasını salladı. Sanırım büyülenmiş gibi karşısında bi kaç dk ağlayarak kaldım. Uygarımız gelmişti yanımıza nihayet. Çok güzeldi. Sürekli O'na bakıyor 'Uygar hoşgeldin' diyordum. Can, Deniz abla ve ben hemşirenin peşisıra odaya geri döndük ve o andan itibaren dünyamız Uygar oldu. O ağlıyor,O hareket ediyor, O susuyor, O gözlerini aralıyor. Allah'ım işte karşımızda bütün minikliği ve tatlılığıyla. Dilşat'ım da odaya gelince tam oldu sevincimiz. Çok şükür O da yanımızdaydı, bebişinin yanında. Nasıl da tatlı bir anne olmuştu benim küçük kız kardeşim. Ağrısına rağmen sürekli emziriyor, ağlamasına bir an bile dayanamıyordu. Hastenede bir gece kaldıktan sonra Uygar bebeği evine getirdik. Minik prensimiz beşiğinde,anne kucağında, babasının omzunda, teyzesinin gönlündeydi. Şaka şaka. Annesi ve babası kadar olmasa da ilk günler O'nu kucağıma almak için hiç bir fırsatı kaçırmadım. Hatta oturduğumuz sofradan fırlayıp galiba ağlıyor diyerek kucaklamışlığım var. Herşey O'nun kokusunu biraz daha duyup o masum yüzüne biraz daha yakından bakmak içindi.
Meleğim gün geçtikçe büyüdü ve maşallah O'na çok tatlı oldu.
Şimdi kendi evimde hergün Dilşat'tan gelen foto ve videolarla idare etmeye çalışıyorum. Çeşme-Karşıyaka arası yol kısalsın diye kampanya başlatasım var.
Bir insan hayatı boyunca çok kişiyi,nesneyi sevebilir. Her birinin yoğunluğu, içeriği zamanla değişebilir. Hayatımıza birileri girer, birileri de hayatımızdan çıkar. Uygar hayatımıza girdiğinden beri O'na duyduğum sevgi,özlem çok başka. Benzetme yapamıyorum ama şöyle tarif edeyim. Dilşat yani kardeşim benim içimin cız eden tarafı. O'nunla ilgili herşey benim içimin en derinine dokunuyor. O'nu mutlu eden şeyler de üzen şeyler de. İşte Uygar da Dilşat'ın canı.Uygar benim canımın canı. O'nu o kadar çok seviyorum ki şuanda Onunla ilgili tek isteğim O'nun bir an önce büyümesi ve bana teyzecim diyip sarılması, birlikte bir şeyler yapmamız,birlikte gülmek. İnşallah bunları yaşamak nasip olur ben de burada Uygar'la nice güzel anımı paylaşırım. Amin.
       
           Ugi: Ne kadar da tatlıyım değil mi? Herkes gülüşüme hasta ;)